Siyasi Tairh Dersinin 2. slaytları burada…
YuFFuS89 YuFFuS89 YuFFuS89
YuFFuS8 YuFFuS89 YuFFuS89
Siyasi Tairh Dersinin 2. slaytları burada…
YuFFuS89 YuFFuS89 YuFFuS89
YuFFuS8 YuFFuS89 YuFFuS89
|
||
2008-02-15 21:41 Batman’da terör örgütü elebaşının yakalanış gününde 19 Mayıs Mahallesinde bir grup gösterici, aralarına çocukları da alarak polise taşlı saldırıda bulundu.
Gruba müdahalede bulunan polis, taş atan çocuklardan, göstericilerin yanından ayrılıp yanlarına gelmelerini istedi. Yanlarına gelen çocuklara nasihatte bulunan Şehit Keskin Kaplan Karakolu Amiri Şevket Sönmez, “Siz onlara uymayın. Evinize gidin. Yarın karakola gelin sizlere ayakkabı dağıtacağız” dedi.
Bunun üzerine bazı çocuklar, karakol amiri Sönmez’e “Bize bilgisayar da alacak mısın?” diye sordu.
Karakol amiri Sönmez de çocuklara, “Benim evimde bile bilgisayar yok. Size nasıl alayım” dedi.
Karakol amiri ile çocuklar arasında yaşanan samimi diyaloğun ardından, çocuklar göstericilerden ayrılarak sessizce dağıldı.

SİZE AYAKKABI ALACAĞIM
Polis, çocuklara karşı sert müdahalede bulunamıyordu. Asıl eylemciler ise çocukların arkasına saklanıyordu.
Ardından Şehit Keskin Kaplan Karakolu Amiri Şevket Sönmez çocukları yanına çağırdı ve çocuklarla aralarında şu diyalog geçti:
Komiser: Siz bu göstericilere uymayın. Haydi evinize gidin. Yarın da karakola gelirseniz hepinize ayakkabı dağıtacağım
Çocuklar: Bize bilgisayar da alacak mısın?
Komiser: Benim evimde de bilgisayar yok. Size nasıl alayım?
Bu konuşmanın ardından çocuklar evlerine gitti.
İŞADAMLARINDAN KOMİSERE DESTEK
Batman’da düzenlenen izinsiz gösteriler sırasında kullanılan çocuklara “Ayakkabı dağıtma” sözü veren Komiser Şevket Sönmez’e bugün yurt içi ve yurt dışındaki iş adamlarından destek geldi.
Komiser Keskin’e telefonla ulaşan iş adamları çocuklara ayakkabı göndereceklerini belirtiler.
Komiser Sönmez gazetecilere yaptığı açıklamada, gösteride kullanılan çocuklara verdiği sözle, çocukları göstericilerin kullanmasına engel olduğunu hatırlatarak, şöyle dedi:
“Haber yayınlanınca Türkiye ve yabancı ülkelerde bulunan çok sayıda iş adamı bize ulaşarak bu konuda destek olacaklarını söylediler. Biz de ihtiyacı olan tüm çocuklara imkanlarımız ölçüsünde dağıtımları yapacağız. Bugün 50 çocuk ayakkabı için karakola geldi. Çocukların ayakkabı numaraları ve adreslerini aldık. Hepsine ayakkabı dağıtacağız.”
Kaynak: www.internethaber.com
|
||
2007-12-13 22:25 Polis Niçin Askerlik Yapar?
Yazar: Günsel GÜNHAN
09 Aralık 2007 Pazar
Konuyu dolaylı olarak gündeme getiren CHP.
CHP, iktidarın icraatlarını doğru dürüst inceleyip muhalefet edemeyince Hem dersini bilmiyor, hem de şişman herkesten kabilinden muhalefet yapıyor.
TBMM’de Cumhurbaşkanlığı bütçesi üzerinde konuşan, CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e yönelik “Siz Başkomutansınız. Koruma Müdür Vekiliniz askerlik yaptı mı yapmadı mı?” diyerek soruyor.
Soru bir yandan CHP’nin muhalefet acziyetini ifade ederken bir yandan da Türkiye’deki tuhaf bir uygulamayı gündeme getiriyor.
Evet, normalde tüm vatandaşlar askerlik yaparken polisler de askere alınıyor.
Peki, bu ne kadar vazgeçilmez?
Polisler terörle mücadele etmek amacıyla askere alınsa ve doğuda görev yapsalar bir şey denemez. Ama öyle bir durum yok.
Bir jandarma çavuşu kırsal alanda asayişi sağladığında yaptığı iş vatani görev oluyor da bir polis şehirde asayişi sağladığında yaptığı görev kabzımallık mı oluyor?
Şehir merkezinde görevli bir polis askere gittiğinde jandarma er olursa vatana daha mı yararlı olacak?
Normal olarak eğer asayiş Türkiye’de bir sorunsa polis kadrolarının öncelikle kendi görevlerine devam etmeleri mantıklı değil mi?
Ordu, polisleri eğitiyor mu?
Ordu, askere ne gibi eğitim verecek?
Ordu mensuplar nasıl özel okullarda okuyup bilgi ve deneyim kazanıyorlarsa polisler de, komiserler de emniyet amirleri de benzer eğitimlerden geçiyorlar.
Yani polislerin eğitim eksikliği onlar askere alınarak tamamlanıyorsa bunun tutarlı tarafı yok.
Yok, polisler, ordunun er-asteğmen ihtiyacından dolayı askere alınıyorsa işte orada durup düşünmek gerekiyor.
Ordu nüfusumuzun 700 bin olması normal mi?
Türk ordusunu etkinlik ve donanım olarak bilemiyoruz ama asker sayısı olarak NATO’nun 2. büyük ordusu.
Peki, askerlik yapan herkes, aktif eğitim mi görüyor? Elbette değil.
Örneğin yüzlerce subay-astsubay orduevi var.
Lojmanlar, misafirhaneler, yaz askeri dinlenme tesisleri, askeri gazinolar, matbaalar, fabrikalar
Ve buralar için işçi, garson, aşçı, barmen, kuaför ve berber, elektrikçi, tesisatçı gibi birçok alanda on binlerce asker görev için seçiliyor.
Orduya ait bu kurumlarda bu işler için sivil personel istihdam edilemiyor mu?
Sorun yetersiz ekonomik durum ise paralı askerliğe kapı açılması gerekir.
Değilse askere gidenler ordunun ücretsiz işçi ihtiyacını mı gideriyorlar?
Sivil vasıfsız görevlilerin yapabileceği işleri, vasıflı mühendis, ekonomist, avukat ve savcıları askere alıp onlara yaptırınca onlara vatani görev mi yaptırmış oluyoruz?
Askerliğin asli görevi dışında meslekleri (işçi, garson, aşçı, barmen, kuaför ve berber, elektrikçi, tesisatçı) vatani görev kapsamına alınca dağda komando olarak savaşan er ile orduevinde gitar çalarak askerlik yapan er arasında vatani görevde eşitlik nasıl söz konusu olacak?
Bedelli askerliğe karşı çıkılırken şehitlere saygısızlıktan bahsedilebiliyor da dinlenme tesisleri, orduevleri ve gazinolarda askerlik yapmakla şehitlere nasıl saygı gösterilmiş oluyor anlamak zor?
Eğer asker fazlası bir sorun değilse bir üsteğmenin hanımının çarşıda bir ere köpeğini taşıtmasını niye yadırgıyoruz ki?(Bakınız Radikal/05.10.2007)
Polisler, ordunun personel eksiğini mi gideriyor?
Toptan bir savaş durumunda herkes işini gücünü bırakır askere gider. Ekonomi elbette teferruat olur.
Türkiye, şu an toptan bir savaş durumunda mı? Hayır. Terörle mücadele eden doğudaki 200 binlik ordu.
Askere giden her erbaş-asteğmen bir fedakârlık yapıyor. Bu insanlar kendi veya babasının işine veya akademik kariyerine, ailevi sorumluluklarına ara verip yaşamlarının en verimli döneminde askere gidiyor.
Bu gerekli ve vazgeçilmez bir fedakârlıksa bunda bir sorun yok.
Sorun şu: Askerlik yapanların ne kadarı Biz bu askerliği yapmasaydık, ülke savunması zarar görecekti diyebiliyor.
Ayrıca emniyet mensupları komiserler ve polisler, ordu mensuplarından çok çok önemsiz bir iş mi yapıyorlar?
Yurdun dış güvenliğinden ordu, iç güvenliğine polis sorumluysa lüzumsuz yere polisleri askere alınca iç güvenliği hafife almış olmuyor muyuz?
CHP’li vekil soruyor Cumhurbaşkanı koruma müdür vekili askerlik yaptı mı?
Bir emniyet amiri, cumhurbaşkanı koruma müdürlüğünden daha önemli ne gibi bir askeri görev yapabilir?
Tabi konumuz milletvekilinin sorusunun hukuksal yönü değil mantık yönü.
Peki, şu soruları sormak tabu mu?
1- 700 binlik ordu yerine 250 binlik bir profesyonel orduyu istihdam etmek niçin tercih edilmiyor?
2-Yüzlerce orduevi, en güzel sahil şeritlerindeki yer alan dinlenme tesisleri özelleştirilse buraların trilyonları bulan gideri subay-astsubay maaşlarına aktarılsa ve askeri personel halk gibi ve halkın içinde eğlense ve dinlense ne gibi sakıncası olur?
3-Devrimci bir genelkurmay başkanının ordunun tüm giderini ve personelini yarıya indirmeyi talep etmesini düşünmek bir ütopya mıdır? (Bu soru askerlik yapmış ve orduyu gözlemlemiş olanlara yönelik)
Konumuzla ilgili soruyla bitirelim:
4-Polislerin asayiş sorunları bitmemiş bir Türkiye ‘de askere alınmaları nasıl bir hukuk mantığının eseridir?
Ama amaç, TSK olarak iç güvenlik sorumlusu polise bu ülkenin tek gücü biziz ve sizin amiriniziz mesajı vermekse olayı sorgulamaya gerek yok!
Kaynak: Taraf Gazetesi
|
||
2008-02-14 15:48 Emniyet Teşkilatı’nda polislerin elde ettikleri gelire büyük darbe vuracak düzenleme yine bizzat emniyetçiler tarafından yapılıyor. İşte polisleri kızdıracak haber.
Başbakan Erdoğan “seçimlerden sonra ilk iş” diye polislere maaş düzeltme sözü vermişti ama hala hareket yok. Bu yetmezmiş gibi bir de polisler, polislerin gelirine büyük darbe indirecek düzenleme yapıyor.
Polisler, şu ana kadar, düşük ücretle çalıştırıldığı için ödüllendirme mekanizmasıyla takviye ediliyordu. Şimdi bu mekanizmanın önce etkisizleştirilmesi sonra da tamamen ortadan kaldırılması için çalışılıyor.
Önce ödüllendirme(taltif) komisyonun toplanması engellendi şimdi de, düşük değerde ödüllendirme sistemine geçilmesi için uğraşılıyor.
Mesai mevhumuna bağlı kalmaksızın çalışan ve çetelerden terör gruplarına kadar her alandaki şebekelere yönelik üst üste operasyonlar yaparak en gözde kurumlar arasındaki yerini koruyan emniyet, kendi içindeki handikapları aşamıyor. Son 4-5 ayda yaşanan bazı gelişmeler, polisin kendi içinde yüzeysel kavgasını gün yüzüne çıkarırken, Emniyet içinde huzursuzluk yaratıyor.
Mesai sınırlaması olmayan nadir teşkilatlardan olan Emniyet’te özellikle asayiş, güvenlik, terör, kaçakçılık ve organize suç biriminde çalışan polislerin işe gelme saati belli ancak çıkış saatleri belli değil. Kimi operasyonlar 6-9 ay sürebiliyor ve operasyonun aktif birimleri bazen günlerce evlerine gitmeden çalışıyorlar. Karşılığında ise fazla mesai almıyorlar.
İşte bu gözde birimlerde çalışan polislerin düşük ücretleri bir türlü düzeltilemediğinden, yaptıkları işe karşılık ödüllendirmeyle takviye ediliyorlar. En azından şimdiye kadar böyleydi. Ancak son 4-5 aydır yaşanan kimi gelişmeler, başaralı polisin ödüllendirilmesini esas alan bu mekanizmanın ya tamamen ortadan kaldırılması ya da etkisizleştirilmesi yoluna gidildiğini gösteriyor. Üstten yapılan ve bir dayatmayı hatırlatan bu girişim emniyet teşkilatı içinde büyük bir huzursuzluğa sebep oldu.
Ödül Sistemi Lağvediliyor
Kapkaç, hırsızlık, yolsuzluk, kaçakçılık, narkotik, çete ve terör gibi suç gruplarına karşı başarılı operasyonlar gerçekleştiren ancak düşük ücret alan polislerin ödüllendirildiği mekanizma, 2007 yılının son aylarında durdurulmuştu. Bazı haksız ödüllendirmelerin gerçekleştirildiği iddiasıyla Sayıştay’ın Manisa’da başlattığı inceleme ve ardından İçişleri Bakanlığının başlattığı teftiş gerekçe gösterilerek, 2007′nın son çeyreğinde toplanması gereken Emniyet Maaş Taltif Komisyonu, süresiz olarak ertelendi. Ancak Sayıştay, 2008′in Ocak ayında kararını açıklayarak, polisin ödüllendirmesinin uygun olduğunu ve herhangi bir yanlışlığın olmadığını bildirdi.
Yeni Sistem Şöyle
Bunun üzerine geçen hafta toplanan Komisyon, bu kez de, polislere düşük oranda ödüllendirme yoluna gitti. Yani çok sayıda operasyonda görev alarak başarılı çalışmalara imza atan bir polisin bir defaya mahsus olarak ödüllendirilmesi gündeme getirildi. Örneğin 10 operasyonda başarı gösteren bir polise 10 ödül verilmesi gerekirken, bu 10 dosyanın birleştirilerek, tek ödül verilmesine gidildi. Bir emrivakiyle getirilmek istenen bu yeni sistemin, teşkilatta huzursuzluğu sebep olacağı dile getirilince de, komisyon 15 gün sonra toplanmak üzer dağıldı.
Bir Maaş Dediğin 37 YTL
Ancak kimsenin kafası karışmasın. 10 maaş ödülü derken, 10 polis maaşından bahsetmiyoruz. Bir polisin emniyetteki taban maaşı, 37 YTL. Yani bir yıl boyunca 10 başarı örneği gösteren bir polis, 10 maaşla ödüllendirilirse eğer, alacağı maksimum para 370 YTL…Örneğin, Ankara’daki 602 kiloluk bombayı bulan polis 10 maaş ödül verildi. Yani 370 YTL… Çok büyük bir para mı? İşte bu para, hayatını ortaya koyan polise çok görülüyor. Üstelik bunu yapan da maalesef Emniyet Genel Müdürlüğü üst düzey kadrosu, yani polisin bizzat kendisi…
Mükafat Maddesi
3201 Sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu’nun 86. maddesi, polisin ödüllendirilmesini düzenliyor. Buna göre madde 86) Ülkenin güvenlik ve esenliği, devletin çıkarları ve kişilerin can, ırz ve mallarını korumada yüksek hizmetleri görülenler, fiilen almakta oldukları aylık tutarlarının iki katından beş katına kadar, olağanüstü durumlarda yaşamını ortaya koyarak büyük yararlıklar gösterenler, fiilen almakta oldukları aylık tutarlarının altı katından yirmi dört katına kadar, para verilerek ödüllendirilir.
Kaynak: www.polis.web.tr
Lütfen üye olunuz, teşekkürleri eksik etmeyiniz…
Lütfen üye olunuz, teşekkürleri eksik etmeyiniz…
Lütfen üye olunuz, teşekkürleri eksik etmeyiniz…
Lütfen üye olunuz, teşekkürleri eksik etmeyiniz…
Lütfen üye olunuz, teşekkürleri eksik etmeyiniz…